57. ALAY ŞEHİTLİĞİ



1992 yılında inşa edilen anıta adım attığımızda, bizi elinde bastonu ile dünyanın en yaşlı gazisi Hüseyin Kaçmaz karşılamaktadır. Bu yaşlı Gazi, Balkan, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarına katılmış ömrünü millet için harp sahalarında geçirmiştir. İstiklal madalyasına da sahip olan bu Kahraman Gazi, 57. Alay Şehitliği’nin açılışına iştirak etmiştir. Yaşlı gazimizi tanıdıktan sonra ileride bizi bir rölyef karşılayacaktır. Savaş esnasında çekilen bir fotoğraftan  yararlanılarak yapılan bu rölyefte ön sıradaki askerler düşmana bomba atmakta, arka sırada süngü takılı bekleyen askerler ise bombardımandan sonra  yapılacak olan taarruz için hazır beklemektedir.
Ayrıca anıtın önünde ki alanda ziyaretçiler için şadırvan ve namazgah bulunmaktadır. Anıtın ön kısmını gezdikten sonra kapıdan içeriye girdiğimizde askerlerin mezar taşları görülecektir. Hepsi birbirinden kıymetli olan bu şehitler arasında biri dikkatleri çeker. Mezar taşında şöyle yazmaktadır: Yüzbaşı Dimitroyati. İstanbullu bir Rum olan Dimitroyati 57. Alay’ın doktorlarındandır. Kendisi vurulduğu zaman yanında bulunan Ali Çavuş’a: “ sakın ha Ali çavuş gavur mavur deyipte beni başka bir yere gömmeyin bende sizdenim beni sizlerden ayırmayın” diyerek vefat eder. Yüzbaşı Dimitroyati’nin hayatı günümüz Türkiye’sinde yaşayan vatandaşlarımıza örnek olacak bir olaydır.

Selçuklu mimari tarzında inşa edilen anıta yaklaştığımızda yerde çimlik alanda kırmızı boya ile yazılmış mermer blok dikkatleri çeker. Mermerde anıtın yapılışı sırasında karşılaşılan bir olay anlatılmaktadır. Anıtın yapımı için toprak kazıldığında boğaz boğaza ölmüş iki insan cesedi ile karşılaşılır, künyelerine bakıldığında bunların  Erzincanlı Üsteğmen Mustafa Asım ile Yüzbaşı Voiters’in  oldukları anlaşılır. İkisinin boğaz boğaza bir mücadele sırasında yanlarında patlayan top mermisi ile öldüğü anlaşılır. Her ne kadar kitabede bu olaya ilişkin bilgiler yer aslada, bu olayın gerçekleştiğine dair bir belge bulunmamaktadır. Buna benzer bir olayın Yüzbaşı Mehmet Şehitliğinin olduğu yerde gerçekleştiği bilinmektedir.

57 . Alay 25 Nisan 1915 günü Yarbay Mustafa Kemal komutasında ki 19. tümene bağlı olarak çok kritik bir zamanda cepheye yetişerek düşmana saldırmıştır. Mustafa kemal bu askerlere vermiş olduğu taarruz emrinde şöyle diyecektir: “Size ben taarruzu değil ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler başka kumandanlar geçebilir.” Bu alay çarpışmalar esnasında birçok askerini şehit vererek adını Türk askeri tarihine ve Türk milletinin gönlüne kazıyacaktır. Savaş sırasında da diğer alaylar içersinde Şehit Alay olarak anılacaktır.


MEHMET ÇAVUŞ ŞEHİTLİĞİ

57. Alay Şehitliği’nden sonra 200 m ileride asfalt yolun ikiye ayrıldığını görürüz. Karşımıza çıkan tabela sol tarafta ki Mehmet Çavuş Şehitliği’ni işaret etmektedir. Anıt 1919 yılında 10. Jandarma Er Okulu tarafından Gazi Mehmet Çavuş ile şehit 25 askerin anısına Cesarettepe’ye inşa  edilmiştir.

64. Alay’a mensup ve Kırşehirli olan Mehmet Çavuş hakkında asılsız birçok hikaye üretilmiştir. Bunlardan birinde Mehmet Çavuş ile Bigalı Mehmet Çavuş karıştırılmıştır. Ayrıca Mehmet Çavuş sanıldığının aksine savaştan sağ çıkmış ve Enver Paşanın özel izni ile Teğmen rütbesine sahip olmuştur. Kendisine vatana hizmetlerinden dolayı bir madalya verilir. Fakat O üstündeki elbiseler eski diye kendisine verilen madalyayı takmayacak kadar yüksek karakterde bir insandır. Milletinin ona vermiş olduğu madalyayı eski bir elbiseye takmayı kendine yakıştıramaz.

Anıtın bulunduğu mevki ise adını Mehmet Çavuş ve arkadaşlarının Anzak askerlerine karşı yapmış olduğu müdafaadan dolayı almıştır. Cesarettepe’ye gelmişken Avustralya askerlerinin Nek ( Müttefik ordusu Cesarettepe’nin olduğu bölgeyi Güney Afrika’da Boer Savaşı’nın olduğu bir bölgeye benzettikleri için bu bölgeye bu adı vermişlerdir.) saldırısından bahsetmemek olmaz. 7 Ağustos 1915 günü Anafartalar ovasına yapılacak olan saldırıyı gizleme amaçlı olarak Avustralya askerleri Cesarettepe’ye saldıracaklardı fakat bu taarruz sırasında Türk askerinin lehine çok güzel bir gelişme yaşandı. Taarruz saat 04:00’te yoğun topçu ateşi ile başlayacak 04:30’da da topçu ateşi biter bitmez Türk askerlerinin boşaltacağı siperler ele geçirilecekti. Ancak hesapta olmayan çok küçük bir ayrıntı taarruzun gidişatını değiştirecektir. Bu ayrıntı, topçu birliğinin komutanı ile saldıracak olan birliğin komutanlarının saatleri arasındaki 7 dakikalık farktır. Topçu ateşi bittiğinde Avustralyalı askerler daha vaktin olduğunu düşünür ve saldırıya geçmez. İşte bu 7 dakikalık zaman içerisinde siperlerini boşaltmış olan 18. Alay askerleri siperlere geri dönerek makineli tüfekleri kurarlar. Avustralyalı askerler zamanın bittiğini zannederek siperlerinden çıktıklarında büyük bir şokla ve ateşle şaşkına dönerler. Taarruz büyük bir fiyasko ile sonlanır. Saat 05:15’i bulduğunda 235 Avustralyalı askerin cansız bedeni yerde yatmaktaydı. Avustralyalı askerler için dramatik bir hal alan bu olay ünlü yönetmen Peter Weir’in yönetmenliğini yaptığı ve Mel Gibson’un başrolünü oynadığı 1981 yapımı olan Gelibolu filminin final sahnesinde dramatize edilmiştir. Fakat filmin senaryosunda küçük bir değişiklikle Avustralyalıların İngilizler için öldüğü mesajı verilmeye çalışılmıştır. Halbuki Avustralyalılar Yeni Zelanda askerlerinin Conkbayırı saldırısını kolaylaştırmak için ölmüşlerdi.

ANITLARIMIZ SAYFASINA GERİ DÖN

 

Çanakkale Mehmet Akif Ersoy İl Halk Kütüphanesi Resmi sitesidir. Tasarım : Harun Erdem Akman